Bu pazar günü Fatih Örge ile tanıştım. Kendisi babam tarafından akrabam olur. Tahmin edeceğiniz gibi İstanbul’a geldim geleli buradaki akrabalarımla vakit geçirmeye çalışıyorum.
Fatih Abi ile ilk konuşmamız sanırım cuma günü oldu. İlk başta kim olduğunu anlayamadım, ben Fatih deyince “Yurttan mı?” dedim
. Neyse olan oldui pazar günü görüşmek için anlaştık. Yurdun oradan aldılar. İstinyenin aşağılarına doğru gittik. Hani şu hep tvlerde gördüğümüz görüntüleri canlı olarak görme fırsatım oldu. (Aklım olsaydı fotoğraf çekip şuraya koyardım) Bir dolu insan mayosuyla, donuyla boğaza giriyordu. Hem de yüzlerce. İlk anda şaşırdım. Yahu bu kadar kötü bir yerde nasıl giriyorlar ama diye ama sonra onlar için sorun olmadığını anladım. Neyse tam onların karşısındaki cafelerden birine oturduk çay içtik Fatih abi kendinden biraz bahsetti.
Kendisi Londra’da yaşamakla beraber, hayatının kadınını bulduğu için Türkiye’de bir süredir. Yakında düğünü olacak. Turizm işinde uzmanlaşmış ve neredeyse dünyada gitmediği yer kalmamış. “Afrikaya da mı?” evet oraya da! Gerçekten çok yer gezmiş ve çevresi gayet geniş bir insan. Bu kadar zaman içinde gerçekten güzel şeyler yaşamış, güzel yerler görmüş ama gittiği yerleri tek tek burada yazacak değilim.
Türkiye’de yakın olarak bir tek babam tarafı kalmış. Sadece onlar ile görüşüyor ve onlara haber iletiyor. Zaten kız isteme işini de babamlar ile halletmiş. Tabi benim bundan haberim yoktu.
Bu arada benim en çok ilgimi çeken tarafı Galatasaray Spor Kulübü’nün 1996-2006 yılları arasında yurtdışı turlarını düzenleyen kişi konumunda olması. Bu dönem içinde Galatasaray neler neler yapmadı ki? Hele 2000-2001 sezonu…
Bir çok takımla maçları baştan sona düzenlemiş. Örneğin sahadaki çimin durumu, uçaktan nasıl otele gidileceği, restaurantta Hakan Şükür’ün yemeği bitmişse meyve servisinin hemen başlaması… En ince detayına kadar organizyonu yöneten kişi olarak bu dönemde Galatasaray’ın yanında çalışmış. Fatih Terim ile de yakınmış belli dönemler içerisinde. Tabi ki bu dönem içerisinde ben de bir Galatasaray fanatiği olarak ona kritik soruyu sordum. Galatasaray’ı 2000 yılındaki UEFA kupasını kim aldırdı. Cevap:
“Kesinlikle Hagi!”
Zaten şu anda Galatasaray’da olmasını istediği şeylerden biri de Lucescu’nun teknik direktör, Hagi’nin ise onun yardımcısı olarak Galatasaray’a gelmeleri. Bu şekilde Galatasaray’ın tekrar eski günlerine kavuşacağını savunuyor. Ben de katılmıyor değilim.
Fatih Abi vapur turunda karşıya geçtikten sonra orada da birkaç saat muhabbet ettik. Boğazda çok güzel vakit geçirdik. Sonra dönüşte Fatih Abi’nin Beşiktaş’taki evine uğradık. Fırında güzel 2 levrek ve 2 çupra pişirdik. Tabi salatayı ben yaptım. Güzel bir yemek oldu. Yemek yaparken yine sohbete daldık ama tabi alarm sayesinde balıkları da yakmadık
.
Sonra biraz iş konuştuk. Web alanında o benim bilgilerimden turizm ve turizm siteleri konusunda da ben onun bilgilerinden faydalandım. Her an yeni bir proje ile karşınıza çıkabilirim.
İnsanın ailesi kadar değerli başka bir şeyi yok.
Bir aileyi idare etmek, bir devleti idare etmekten hiç de daha kolay değildir. » MONTAIGNE