Her ne kadar bilişim ile ilgili bir alanda meslek sahibi olacak olsam da ne yazık ki bilişim konusunda kendimi yeteri kadar geliştirdiğime inanmıyorum. Hatta kendini bilişim uzmanı sanan kişilerin birçoğunun da kendisini kandırdığına inanıyorum. Bu nedenle bu yazdığım yazıda gerçek bir uzman kadar iyi bir tespit yapamayabilirim ama sonuçta bir makale yazmıyorum ve gözlemlerimi sunuyorum.
Bence Türkiye’de bilişim daha emekleme aşamasında ve Türkiye’de bilişim alanında yapılan yeniliklerin çok fazla büyütüldüğüne kesinlikle katılıyorum. Ne yani şimdi parçalarının büyük bir kısmı Çin’den ve diğer yurtdışı ülkelerinden gelen Manisa Merkezli bir marka kendi tesislerinde bunları birleştirip(montaj) piyasaya çıkardı ve üzerine kendi markasını koydu diye teknoloji firması mı oluyor? Burada kesinlikle o firmayı suçlamıyorum, birçok başka firma da böyle sunuyor bunları. Teknoloji üreten ve bunları kullanan firmalar vardır. Teknoloji üreten firmalar arasında Google, Microsoft, Intel gibi firmalar bulunur bir de bunları kullanan, yakından takip eden firmalar vardır. Bunlar da bu tür teknoloji üreten firmaların ürünlerini hemen kendi ürünlerine entegre ederler ve böylece rakipleri karşısında bir adım öne geçmiş olurlar. İşte Türkiye’de bu ikinci firmalardan bir dolu var ancak ilk sıradaki firmalardan olduğunu zannetmiyorum. Tabi yeri geldiğinde teknoloji üreten firmalar da teknolojiyi kullanan firmalar sınıfında yer alabiliyor, çünkü onlar da her alanda en iyi değiller daha iyi ürünleri olan firmaların ürünlerini kullanabirler ve o alanda teknolojiyi kullanan firmalar arasında yer alırlar.
Bu tür bir ayrım nasıl yapılır tabi ki tartışma konusu. Örneğin bir firmanın ürününü kullanıp yeni, daha hızlı ya da daha ucuz üretim yapan firmalar şimdi teknoloji firması değil mi? Dediğim gibi bence bunları birçoğu değil. Onlar sadece inovatif firmalar. Ancak kesinlikle en çok para kazananlar bu teknolojiyi üreten firmalar çünkü bu ürün üzerinden yeni bir ürün geliştiren diğer firmalar bu teknolojiyi geliştiren firmaya para ödüyorlar. Bu kadar basit.
Aklıma hemen Sun Microsystems Inc.’in JAVA programlama dilini nasıl geliştirdiği geldi.
“13 kişiden oluşan ve James Gosling liderliğinde çalışan “Yeşil Ekip”, Menlo Park Sand Hill Road’daki adı bilinmeyen bir ofise kapandı, Sun’la gündelik iletişimini kesti ve 18 ay boyunca gece gündüz çalıştı. “(devamı)
Yani bu sadece bir örnek ancak dediğim gibi yaratıcılık ancak dünya ile ilişkini keserek olur, böyle olmazsa o zaman taklit eder ya da elde olan yapının üzerinden gider ancak devrim yaratacak bir yenilik yapması çok zordur. Tıpkı bir ressam olmak ya da bir şair olmak gibi. Örneğin iyi bir grafiker, özgün bir grafik yaratacaksa gazete okumayı, internette dolanmayı bırakır sadece kendisiyle başbaşa kalır.
Sonuçta Türkiye’de AR-GE’ye ayrılan para ortada ki zaten o insanların da bir çoğu yeni bir teknoloji üretmiyor, mevcut bir kavramı daha iyi hale getirmeye çalışıyor. Bu da Türkiye’de bir teknoloji firması vardır demeye ne yazık ki yetmiyor.


